30 Haziran 2008 Pazartesi

Kibrit Çöpü

Varlığımın seyir defterinde bir yaprak daha dolmaya hazırlanıyor. Ve ben, hala bir anlamsız anlamsızlığı yaşamak zorunda kalıyorum. Yaşantımın kitin tabakasını hala kırabilmiş değilim. Tınılarla iletişim kurmak zorundayım. Her beş dakikada bir sifonu olanca gücümle çekme, melodisini kulak zarlarımda doyasıya dinlemek, notalara binip kendimi hükümdar ilan etmek, sadece ve sadece kendi hükümdarlığımı yaşamak, benim yalnızca benim olan benlerle yaşamak istiyorum. Noktalarımı bana bırakın. Cümleler birbirini takip etsin ve bittiklerinde sadece ben koyuvereyim noktaları. Cümleler birbirini takip etsin yağmur gibi, notalar gibi. Bırakım kalemleri sadece ben bitireyim. Çok görmeyin, hepimize yetecek kadar cümle, hepimize yetecek kadar nokta ve hepimize yetecek kadar kağıt var. Düşün, düşün ve sonra bir daha düşün. İster hindi ol ister dev ya da trene bakan. Elli kadar sütü sağılan bir araya gelince çiftlik açarlarmış, yirmi kadar hörgüçlü götürgeçler bir araya gelince kervancılık oynarlarmış. Neron İstanbul’da yaşamış olsaydı eğer, İstanbul’u bizimkilerden önce yakardı muhakkak. Oysa benim yakacak bir kibrit çöpüm bile yok. Ağlamak yada itiraf etmek. Belik birgün sevgimi itiraf edeceğim ama o gün bugün değil maalesef.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Merhaba;
Neden kalemlerim hepsini sen kullanmak istiyorsun? Herkesin kalemi kendine adamım... Sen yazacaksın diye, biz yazmayı bırakalım mı yani? Ben de yazıyorum göndersem benim kileri de yayınlayabilir miyiz burada? En azından ayrı ayrı blog açmaktansa, birlikte güç doğar.ocjauglm

Hikayeci dedi ki...

Olur... Neden olmasın. Zaten burayı açmaktaki amaç o... Aynı düşünceye sahipsek gönder yayınlayalım